13 Kasım 2011 Pazar

Devrimci Prometheus ve Uyurkulak!


     "İnsan nedir? İnsan olmaya ne zaman başladı? diye soruldu mu, günümüzün düşünürleri hep bir ağızdan ve sözleşmiş gibi: insan başkaldıran yaratıktır, derler. İnsan doğanın ya da geleneğin kurulu düzenine karşı ayaklandığı an insan olmuştur, insanlığı da hep yeni baştan başkaldırdıkça sürdürebilir, derler.
...
       Tek ülkümüz iinsan olmak. Bu ülkü uğruna göze almayacağımız çaba, katlanamayacağımız cefa yoktur. Bu ülkünün ilk temsilcisi: Prometheus'tur."

       Yazmaya başlama çabamda ilk yolu bana Prometheus göstersin istedim. Daha yeni okuduğum kitabın kahramanı Prometheus beni hayli etkilemişti. Kitaplarım üstüstedir benim, yan yanadır, öbek halindedir. O kitapların içinde bazen okumayı çok da önemsemediğin kitaplar barınır. Orada öylece durur. Belki aylar, belki yıllar geçer. Sen kitaba, kitap sana yabancılaşır. Bir süre sonra eline geçtiğinde kütüphanemde böyle de bir kitap varmış diye ürkersin, çekinirsin. Bazen önemli olan dış kapağıdır. Kapağını sevemediğin kitap senin içinden geçemez, benimseyemezsin. Benimsemek. Benim diyebilmek. Esas olan şu ki, eğer o kitabı sen almamışsan, bir şekilde ya annenden ya babandan belki de abinden kalma bir kitabın varsa o kitabı gözün görmez olur. Gelelim benim hikâyeme. Zincire Vurulmuş Prometheus'un kapağında bir kartal var. Ürkütücü gözleriyle ağzı açıık bir şekilde kitabın dış görüntüsüne düşmüş. Abimin bir arkadaşını kitabı yıllardır benim kitaplığımda duruyordu. Biliyordum bir gün okunacaktı ama şu an aramız soğuktu. Ben nereden bilebilirdim benim bam telime dokunacağını. Bir gün okumam gerekti ve aramız ısındı, ateş aldı. Çünkü ateş insanlıktaydı.
       Kitap, Zeus'un büyüklüğünün artık eziyet halini aldığını düşünen Prometheus'un Zeus'un en önemli silahı olan ateşi insanlara vermesiyle başlar. Ateş, Zeus için bilgiyi temsil eder. Eğer o bilgi insanın eline geçerse tanrılarla insanlar arasındaki uçurum kapanmış olacaktır. En önemli şey isyan. Prometheus işte bunu temsil ediyordu. Uçurumu yakınlaştırması onun zincire vurulup dağ başında kartallara yem olmasına mal olsa bile yaptığından hiç pişman değildi. Benim gözümde devrimci sıfatını işte bu yüzden almıştı. Hemen şu aklıma geldi. O dönemin başkaldırı sembollerinden olan Deniz Gezmiş yazdığı son mektupta şöyle der: "Son anda yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir, seni, annemi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım."
       İşte Prometheus bu yüzden devrimcidir ve bu yüzden artık o kitap baş ucumda Tol kitabının hemen yanında duracaktır. Bugün öğrendiğim şeye göre de Murat Uyurkulak Tüyap kitap fuarına gitmemiş. Konumuzun bununla bir ilgisi var, evet. Tüyap kitap fuarını son yıllarda, bu son yıllar benim düşüncelerimin değiştiği yıllar oluyor, kitap ticaretinin yapıldığı bir yer olarak görmeye başladım. Murat Uyurkulak'ın oraya gidecek olduğunu öğrendiğimde, o ticari mekânda işi olmadığını düşündüm. Kitapları nasıl D&R zihniyetiyle benimsemeyip sahaflarıma koşuyorsam bu da öyle bir his. Çünkü; ateş oralarda, bilgi insanlarda. Uyurkulak benim için uçurumu yakınlaştıran bir insan, bir sahaf insanı, bir Prometheus. O yüzden iyi ki gitmemiş, iyi ki başkaldırmış.
        Tol'un yanında barınacak olan Zincire Vurulmuş Prometheus Topal Ahmet Efe'nin hikâyesine karışacak ve ben de onlara karışacağım, içlerinden geçeceğim. Yaşasın devrimci Promete, başkaldıran insanlık!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder