Sylvia Plath'den bir benzetme ve bendeki çağrışım: Yaşama öykünen pozlara sokulmuş vitrin mankeni: Beyaz Mantolu Adam.
"Tezgâhtarla birlikle bir süre çevresinde dolaşarak ondan ne yapabileceklerini düşündüler. “Herif de manken gibi duruyor ortada. Eline kumaş topunu verip sattıramam ya!” Bir süre daha çevresinde dönüldü. “Manken,” dedi şişman dükkâncı gene, başka söz bulamadığı için. Bir süre de tezgâhtarla birlikte söylendiler “Manken, manken,” diye ve çok sonra akıl ettiler onu manken olarak kullanmayı. Bir süre de “Canlı manken!” diye bağırdılar sevinçle."
“Böyle put gibi durmasın,” dedi tezgâhtar. “Güzel bir poz verelim ona.” Gene düşündüler. “Kollarını açalım,” dedi patron. “Vitrini doldursun.” “Yorulur, kollarını oynatıp durur.” Naylon iplerle tavana asmaya karar verdiler sonunda kolları. Bir kolu ileri uzattılar, bağladılar ve ipi vitrinin üstündeki bir çiviye tut¬turdular. Öteki kolu da, duvarda boşalttıkları bir rafa yerleştirdiler."
“Böyle put gibi durmasın,” dedi tezgâhtar. “Güzel bir poz verelim ona.” Gene düşündüler. “Kollarını açalım,” dedi patron. “Vitrini doldursun.” “Yorulur, kollarını oynatıp durur.” Naylon iplerle tavana asmaya karar verdiler sonunda kolları. Bir kolu ileri uzattılar, bağladılar ve ipi vitrinin üstündeki bir çiviye tut¬turdular. Öteki kolu da, duvarda boşalttıkları bir rafa yerleştirdiler."
Özellikle bu kısım çok ilginçtir. Beyaz mantolu adamın camekanda manken gibi teşhir edilmesi, hayata "tutunamayan" birinin başkaları tarafından pozlandırılmasını anlatır. Yani "Oğuz Atay tutunamasını" bu öyküde de görürüz. Eğer yaşamın kendisi olamazsak başkalarını ittirmecelerine maruz kalırız. Böylece pozlandırılmaya çalışılan bu yüzden de kendimiz olamayan, düşünemeyen veya düşündürttürülen, insanlara döneriz. Onun camekan mankenliğini, kuklalaşmasını, yaşamı taklit etme çabası olarak nitelendirirsek öykünün sonundaki denize doğru gidiş bir teslimiyet -kendi olmak- olabilirdi. Bir sempozyumda ise, kollarının iki yana asılmasının İsa'nın çarmıha gerilişine benzetildiği söylenmişti. İsa olmasına irade dışı dersek - bir pozlandırılma vardı- oradan ayrıldıktan sonra denize yönelmesine kendiliğinden bir seçiş deriz. Deniz de orada bir imge olarak karşımıza çıkar.
Şöyle diyebilir miyiz: Beyaz Mantolu Adam kendi uçsuzluğunu yakalamaya gidiyordu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder